Kılıçdaroğlu’nun “helalleşme” çıkışına yorum: Yeni çözüm süreci

20 Nisan Çarşamba 2022 19:48

Alman Friedrich-Ebert-Stiftung Derneği’nin desteğiyle Prof. Ayşe Betül Çelik, Prof. Evren Balta ve Mehmet Gürses, Barış Vakfı için "Kürt Sorununa Toplumsal Bakış (2010-2022)" başlıklı bir rapor hazırladı...

“Kürt Sorununa Toplumsal Bakış (2010-2022)” raporunda “helalleşme” vurgusu dikkat çekti. Toplantının açılış konuşmasını yapan Hakan Tahmaz, “Biz Kürt sorunun çözümüne ilişkin konuşmak istedik. Sivil toplum bugün ne yapmalı? Helalleşme nedir, ne yapılabilir, nasıl bir yol izlenebilir sorularına yanıt aramaya çalışacağız” ifadelerini kullandı.

Alman Friedrich-Ebert-Stiftung Derneği’nin desteğiyle Prof. Ayşe Betül Çelik, Prof. Evren Balta ve Mehmet Gürses, Barış Vakfı için "Kürt Sorununa Toplumsal Bakış (2010-2022)" başlıklı bir rapor hazırladı. Rapor, KONDA Araştırma ve Danışmanlığı verilerinin analizinden oluşuyor. Rapor bugün İstanbul’da düzenlenen bir toplantıda anlatıldı.

Toplantının açılış konuşmasını Barış Vakfı’ndan Hakan Tahmaz yaptı. 

Hakan Tahmaz’ın “helalleşme” vurgusu akıllara CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “helalleşme” çıkışını getirdi. 

Hakan Tahmaz şunları söyledi:

"Bir yıldır barışın olanaklarını ve imkânlarını nasıl çoğaltırız sorusuna cevap bulmaya çalışıyoruz. STK’lar, barış çalışmaları yürütenler olsa ne yapabilir sorununa yanıt aramaya çalıştık. Çözüm sürecinde çıkardığımız sonuçlar üzerine STK’larla ne yapabiliriz üzerine tartıştık. Türkiye önümüzdeki yıl bir seçime girecek. Bu Türkiye ve Kürt sorunun çözümüne yönelik önemli bir seçim olacak. Biz Kürt sorunun çözümüne ilişkin konuşmak istedik. Sivil toplum bugün ne yapmalı? Helalleşme nedir, ne yapılabilir, nasıl bir yol izlenebilir sorularına yanıt aramaya çalışacağız. Yüzde 35 olan barış umuduna nasıl katkı sağlarız. Bunun üzerine kafa yoracağız."

“CHP'Lİ SEÇMEN SAVAŞ DİLİNE KARŞI ÇIKMAYA BAŞLADI”

Duvar’dan Ferhat Yaşar’ın haberine göre, raporun sunumunu yapan Prof. Dr. Ayşe Betül Çelik, çözüm süreci sonrasında yaşanan gelişmelere ilişkin şunları söyledi:

"Kürt sorununun çözümü için, tek yol terörü yok etmektir’ cümlesine ne derece katıldıkları sorulduğunda katılımcıların yarısından fazlasının bu yargıyı desteklediği gözlemlenmektedir (3402 katılımcının 1941’i yani yüzde 57,05’i bu cümleye "doğru" ya da "kesinlikle doğru" yanıtını vermiştir). Fakat bu soruyu parti seçmenleri bazında incelediğimizde ilginç bir sonuçla da karşılaşmaktayız. Bu yanıtı destekleyen ve barış sürecinin sıkı destekçileri olan AK Parti seçmelerinin sorunun ‘terörü yok etmekle’ çözümleneceğine dair inancı artarak MHP seçmeni çizgisine yaklaşırken, CHP’li seçmenlerin kısmen de olsa ‘savaş’ diline karşı çıkmaya başladığı gözlenmektedir. Seçmenlerin kendi partilerinin barış/çatışma söylemlerinden etkilendiği görülmektedir. Bu sonuç bu araştırmanın dikkat çekmek istediğimiz önemli bulgulardan birisidir. Türkiye kamuoyunda görece olarak ufak bir kesimin parti siyasetinden bağımsız net fikirleri vardır ve parti söylemlerinin nasıl kurulduğu bu sorunun kamuoyu tarafından nasıl anlaşıldığı konusunda kritik bir öneme sahiptir. Kürt sorununun devam etmesi siyasi kutuplaşmayı, siyasi kutuplaşma da Kürt sorununun devam etmesini beslemektedir. Bu konuda partiler üstü bir söylemin ve uzlaşmanın varlığı sorunun çözümünde son derece önem arz etmektedir.

“TÜRKLERİN SEVR PARANOYASI”

Eylül 2015 KONDA çalışmasında katılımcılara bir de açık uçlu olarak ‘Kürt sorununu çözmek için ne yapmalıyız?’ sorusu yöneltilmiştir. Bu yanıtları ‘güvenlik eksenli,’ ‘demokrasi eksenli,’ ‘ekonomik eksenli’ ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 2015 sonrası kısa süreli vurgu yaptığı ‘ortak din’ eksenli çözümler olarak kategorileştirdiğimizde iki önemli bulgu dikkat çekmektedir. Katılımcıların en çok söyledikleri yöntemler güvenlik ve demokrasi eksenli çözümlerdir. Bu da 2010’daki çizgiye benzer bir çizgi olmakla birlikte bu dönemin çatışmalı bir dönem olduğu göz önünde bulundurulduğunda yaşanılan sıkıntılara rağmen demokratik çözümlerden vazgeçilmediğini görmek resmin olumlu yanıdır. 1980’lerin ekonomik tanımlamaları ve çözümleri ve Erdoğan’ın kısa süreli vurgu yaptığı dini çözümler halk nezdinde pek destek görmemektedir. Yanıtlara parti seçmeni bazında bakıldığında ise CHP seçmeninin güvenlik söylemlerine karşı bir çizgide olduğu görülse de Kürt sorununun demokratik çözümüne de çok net bir desteği olmadığı ortaya çıkmaktadır. Burada CHP’li seçmenin duruşunun kritik olduğunun da altı çizilmelidir. CHP’li seçmenin güvenlik odaklı çözümlere verdiği destekte bölünmüş olması bu kesimin barış süreci konusunda sanıldığından daha kolay ikna edileceğini fakat demokratik haklar konusunda daha çok bilgilendirilmesi ve destekleri için çalışılmasının gerekli olduğuna işaret etmektedir. Çatışmaların güvenlik eksenli tanımlanmalarının altında çoğunlukla korkular yatar (ülkenin dış mihraklarca bölüneceği korkusu). Barış sürecinin sekteye uğramasından yaklaşık beş yıl sonra Ocak 2020’deki duruma baktığımızda da bu korkuların yoğun bir şekilde toplumda var olduğunu görmekteyiz. Katılımcıların ‘Türkiye’nin bölünmesinden korkuyorum’ ifadesine ne derece katıldıklarına baktığımızda çoğunun ama özellikle Türklerin bu ifadeye destek verdiğini görüyoruz. Sevr paranoyasının varlığı otoriter siyasi aktörler tarafından beka siyasetinin tüm toplumsal kriz dönemlerinde harekete geçirilebilmesini ve Türkiye’nin demokratikleşmesinin bir türlü tamamlanamayan bir proje olarak kalmasını kolaylaştırmaktadır.”

Odatv.com

0
İletişim
Haber Merkezi: 0212 741 52 00
Mobil Uygulamalar
app
play
Reklam
Reklam: 0212 741 57 00
© 2022, Oda TV. Tüm haklar saklıdır.
×
ODATV
ANA SAYFA YAZARLAR VİDEO FOTO GALERİ ARŞİV KATEGORİLER
Önceki Analiz Siyaset Güncel Ekonomi Medya Spor Magazin Kültür Sanat Canlı Anlatım
app
ply
bck