Ankara gazeteciliğinin acı günü

Sivas’ta toprağa verilecek olan Ertürk için yarın saat 11.00'de Sözcü Gazetesi önünde ve 13.30'da da Tuzluçayır Cemevi'nde tören düzenlenecek...

Ankara gazeteciliğinin acı günü

Uzun süredir kanserle mücadele eden Ankara’nın tecrübeli gazetecilerinden Ali Ekber Ertürk hayatını kaybetti.

Sözcü gazetesi muhabiri olarak görev yapan Ertürk bir süredir kanser ile mücadele ediyordu.

Çağdaş Gazeteciler Derneği’nden yapılan açıklamada “Ankara'nın deneyimli muhabiri, Derneğimizin Yılın Başarılı Gazeteciler Ödüllerine 2 kez layık görülen gazeteci Ali Ekber Ertürk,uzun süredir mücadele ettiği hastalığa yenik düştü. Kendisini, mesleğimize ve örgütlü mücadeleye verdiği katkılarla anımsayacağız, ışıklar içinde olsun” ifadeleri kullanıldı.

Sivas’ta toprağa verilecek olan Ertürk için yarın saat 11.00'de Sözcü Gazetesi önünde ve 13.30'da da Tuzluçayır Cemevi'nde tören düzenlenecek.

Ankara gazeteciliğinin tecrübeli isimlerinden ve 7 yıldır Söszcü Gazetesi'nde görev yapan Ali Ekber Ertürk, Günaydın, Sabah, Akşam, Star gazetelerinde çalıştı. Siyaset muhabirliğinde uzman olan Ertürk, Milli Görüş çizgisindeki partilerden Refah, Fazilet, Saadet ve AKP'yi de yakından takip etti.

Başarılı birçok habere imza atan Ertürk, yazdığı haberlerle onlarca ödüle layık görüldü. En son 25 Ekim 2021'de “Rektörün Torpili” haberi nedeniyle Çağdaş Gazeteciler Derneği tarafından yılın başarılı gazetecisi ödülünü kazandı. Ertürk'ün “Güneşin Evlatları” ve “Tehlikeli Bir Muhabirin Anıları” adlı iki kitabı da bulunuyor.

Hanife Ertürk ile evli olan Ali Ekber Ertürk'ün Aren (7) ve Hezal (8) adlı iki çocuğu da vardı. Vefat haberini öğrenen CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Hanife Ertürk'ü arayarak başsağlığı diledi.

SONER YALÇIN YAZMIŞTI

Ali Ekber Ertürk’ün adı 2014 yılında dikkat çeken bir olayla anılmıştı.

Ertürk, hakkında AKP MKYK toplantısında “O Alevi. Bizi takip etmesin, partiye de girmesin” ifadeleri kullanılmış o günden bu yana da iktidar tarafından yasaklı gazetecilerden biri olmuştu.

Soner Yalçın Galat-ı Meşhur kitabında Ertürk ile ilgili şu ifadeleri kullanmıştı:

“(AKP) kurulurken ben Star’daydım. Kuruluşuyla ilgili tüm aşamaları yakından izledim. Hatta kuruluş çalışmaları yürütülürken Afyon’da, İkbal Otel’de yapılan toplantıda, Abdülkadir Aksu’ya, ‘Aleviler’e daha fazla yer vermeniz lazım’ diyerek kendi çapımda öneride bulunmuştum. Aksu da Tayyip Erdoğan’a, ‘Tayyip Bey Ali Ekber, ‘daha fazla Alevi’ye partide yer verin’ diye önerimi -biraz da çok ciddiye almamış bir dille- aktarmıştı. Erdoğan da, ‘Olacak inşallah’ diye karşılık vermişti…” (s. 76)

“İlk zamanlarda çok rahat çalıştığımız AKP’de, zamanla bizlere -özellikle de bana- bakışlarda farklılık hissetmeye başlamıştım. Ben bunu, partiyle ilgili olarak gazetede çıkan haberlere yoruyordum. Ancak bir gün Kurucular Kurulu Üyesi olan ve Genel Başkan Yardımcılığı yapan Ali Coşkun bana öyle bir şey aktardı ki, çok şaşırdım. Odasında ziyaret ettiğim Coşkun’a, bir zamanlar peşlerinde koştukları muhabirlere karşı olan olumsuz değişimden şikayetçi oldum. Coşkun bana, ‘Bak Ali Ekber! Sana bunların bir önyargısı var’ dedi. ‘Neden” diye sordum. “MKYK toplantısında adın geçti. İsmi lazım değil, biri dedi ki: O Alevi. Bizi takip etmesin, partiye de girmesin.’ Çok şaşırmıştım…” (s. 77)

“2002 Ocak ayı. AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan çok önemli bir yurtdışı ziyareti hazırlıkları içindeydi. ABD’ye gidilecekti. AKP’nin kuruluşunda aktif rol oynayan isimler de heyetteydi. Basın mensubu olarak Ankara’dan kimse yoktu heyette. Bir tek benim gazetem Star, ziyareti izlememi istedi… Ben tam pasaport ve vize işlemlerimi yapmaya koyulmuştum ki AKP Genel Merkezi, genel yayın yönetmenimiz Fatih Çekirge’yi arayıp, ‘Ali Ekber’i o ziyarette istemiyoruz. Başka muhabir olursa olur’ dedi…” (s. 84)

AKP’DEN YASAK

“Bir gün Genel Başkan Tayyip Erdoğan’ın basına açık bir programını takip etmek amacıyla foto muhabirimle parti genel merkezine gittim. Her zaman rahatlıkla girdiğim partide bu kez güvenliğin engeliyle karşılaştım. ‘Hayırdır ne oldu’ diye sordum. ‘Sen giremezsin’ dedi. ‘Niye’ diye sordum şaşkınlıkla. ‘Murat (Mercan) Bey’in talimatı öyle’ diye karşılık verdi güvenlik elemanı. Ben de, ‘Peki herkes için mi sadece bana yönelik mi’ diye sorunca, ‘sadece sen giremezsin’ dedi…” (s. 88)

“(TMSF el koyup) Star’dan atıldıktan sonra dokuz ay işsiz kaldım. Sonraki durağım (Mehmet Emin Karamehmet’in) Akşam gazetesi oldu…” (s. 120)

“Yenilenen akreditasyon kartımı almak için Basın Bürosu’nda görevli Cengiz’in yayına gittim. Listeye bakıyorum. Ben yokum! Bir yanlışlık olmalı diye düşünürken meğer o dönemin Basın Müşaviri Akif Beki, Akşam’dan bana, Hürriyet’ten Turan Yılmaz ile Hasan Tüfekçi’ye, Evrensel’den Sultan Özer’e, Milliyet’ten Abdullah Karakuş’a, Vatan’dan Veli Toprak’a ve Star TV’den Fatma Çözen’e yasak getirmişti…” (s. 133)

“Bana ve diğer basın organlarında çalışan arkadaşlarıma akreditasyon yasağı getirilmesinin hemen ardından Tayyip Erdoğan’a yakın isimler gazete bürolarımızı arayarak, ‘onlarla çalışmak istemiyoruz’ diye baskı kurmaya başladılar…” (s. 134)

“Yasak getirildikten dört gün sonra ‘Gazeteciye Veto, Deniz Fenerli’ye Basın Kartı’ haberini patlattım. Bizlere yasak getiren Başbakanlık’a bağlı Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğü, Deniz Feneri yolsuzluğundan mahkum olan Mehmet Gürhan’a sürekli basın kartı vermişti…” (s. 135)

“ORTALIK KARIŞIR”

“Zihnimde hâlâ ‘beni Star’dan kim attırdı’ sorusu vardı. Bir gün Başbakan’ın, o dönemde basından sorumlu Başdanışmanı olan Nabi Avcı’nın odasında oturup sohbet ediyorduk. Ben konuyu ‘Hocam siz medyadan sorumlusunuz; beni kim işten attırdı, siz bunu bilirsiniz’ diye sorarak, Star’daki vakaya getirdim. Nabi Avcı bana, ‘ben biliyorum ama sana ancak 10 sene sonra söyleyebilirim’ karşılığını verdi. ‘Mercan mı?’ diye sordum, ‘hayır’ cevabını verdi. Birkaç isim saydım, ‘değil’ dedi. ‘Israr etme. 10 seneden önce söyleyemem, söylersem ortalık karışır’ dedi… “ (s. 152)

“2005’te başlayan Akşam gazetesi maceram, yine AKP’nin TMSF aracılığıyla el koymasından sonra sona erdi…” (s. 152)

“İş aramaya başladım. Başvurduğum yerlerden biri de Milliyet gazetesiydi… Milliyet’ten ‘büyük ihtimal pazartesi başlarsın’ sözüyle ayrıldım… Pazartesi geldi çattı, ses yok. Salı, çarşamba, perşembe… Ertesi pazartesi ses yok! Dayanamadım aradım. ‘Yahu kusura bakma Ali Ekber, bu iş olmadı.’ Neden diye sordum, ‘AKP’liler taa yukarıya (o zamanki patronları Aydın Doğan’ı kastediyordu) ulaşmışlar. Senin burada başlamanı istememişler’ yanıtını verdi…” (s. 148/149)

Adı, Ali Ekber Ertürk ...

Sivas Divriği 1970 doğumlu.

Devlet parasız yatılı okul sınavını kazanarak ortaokulu Bandırma'da, liseyi ise Balıkesir'de okudu. Ankara Üniversitesi Basın Yayın Yüksek Okulu'ndan 1991'de mezun oldu.

Sırasıyla; Yeni Günaydın, Sabah, Star ve Akşam gazetelerinde muhabirlik yaptı. Ödüller kazandı. Geçen yıl Tehlikeli Bir Muha­birin Anıları adlı kitabı çıktı.

Yukarıda okuduğunuz alıntıları bu kitaptan yaptım. Ali Ekber Ertürk bir dönem işsiz kaldı! Neden iş bulamadığı belli; Alevi olduğu için üzeri çizildi! Sonra Sözcü gazetesi sahip çıktı... Ali Ekber Ertürk tek değildi ... Daha Cemaat medyasına dokunmadan önce AKP'nin 12 yıl boyunca kalemini kırdığı gazeteci sayısı, 1.863'tü.

Odatv.com

(Fotoğraf: Serdar Özsoy)

Ali Ekber Ertürk