Nagehan Alçı neden bu kadar sinirli

19.12.2012

Dün gece CNN Türk Televizyonunda yayınlanan ve Altan Öymen, Emre Kongar, Nagehan Alçı ve Nazlı Ilıcak’ın katıldığı Dört Bir Taraf isimli tartışma programında Nagehan Alçı yine sinirlerine hakim olamadı.

İlk tartışma Emre Kongar’ın “ İçeri atılanlar hep muhalif ” argümanı üzerinden çıktı. Emre Kongar bir kaç program öncesinde Nagehan Alçı’nın kendisini ve Altan Öymen’i kastederek “Madem bütün muhalifler içeri atılıyor, siz niçin dışarıdasınız, siz de bu ülkenin çok önemli muhaliflerisiniz” mealinde bir cümle kurduğunu, bunun kendilerini hedef göstermek anlamına geldiğini söyledi.

Emre Kongar sözlerini bitirdikten sonra Nagehan Alçı son derece sinirli bir şekilde ve oldukça yüksek bir sesle Kongar’ı “Her konuyu döndürüp dolaştırıp Ergenekon’a getirmekle ve Nazlı Ilıcak ile kendisine çeki düzen vermeye çalışmakla“ suçladı. Alçı’nın gergin ve asabi hali programın sonuna kadar devam etti.

Peki çok yakın bir zamana kadar her konuyu döndürüp dolaştırıp da Ergenekon’a getiren Sayın Nagehan Alçı’nın kendisi değil miydi? Ne oldu, ne değişti de artık “Memleketin tek konusu bu mu başka konular da konuşalım“ diyor?

Değişen çok şey var tabii ki ; İlk olarak sürekli hakkında atıp tuttukları davalar artık ilk başlardaki gibi, istedikleri şekilde yorumlayıp, kendi keyiflerine uygun kılıflara sokulabilecek halden çıktılar. Balyoz Davası sona erdi, Odatv ve Ergenekon ise bitmek üzere. Bu davalar ilk başladığında neyin ne olduğu henüz tam olarak bilinmediği için yandaş gazeteciler savunma yapmaya çalışanları “Hele bir durun bakalım, daha neler çıkacak, çok önemli deliller var, bunlar gazeteci değil, büyük bir suç örgütü ile karşı karşıyayız” gibi argümanlarla köşeye sıkıştırabiliyor (!) karşı taraf da milyonlarca sayfayı bulan suçlamalar, bavullar dolusu olduğu iddia edilen belgeler söz konusu olduğu için, neyin ne olduğu anlaşılmadan körü körüne savunma yapmak istemediğinden çoğu zaman geri adım atıp “Bekleyelim ve görelim” demek zorunda kalıyordu. Kamuoyu da doğal olarak sesleri en yüksek perdeden çıkarak ve rahatlıkla “Bunlar gazetecilikten değil başka faaliyetlerden dolayı içerdeler” diyen kişilere kendini daha yakın hissediyordu. Çünkü düz mantıkla gidersek “Bir bildiği olmadan insanlara bu kadar rahat bu şekilde ithamlarda bulunmaları vicdanen mümkün değildi.”

Fakat demin de dediğimiz gibi yıllar geçtikçe bütün davaların içeriği kamuoyuna yavaş yavaş yansıdı. Odatv davasında gazetecilik dışında bir faaliyet çıkmadı, gizli tanıkların pek de muteber kişiler olmadığı ortaya çıktı, belgelerin virüslü, CD’lerin sahte olduğu iddiaları aldı başını gitti ve kamuoyunun bu davalara olan bakış açısı değişti. Uzayan tutukluluk süreleri, suçunu dahi bilmediğini söyleyen kişiler, savunmaları bir kaç dakika ile sınırlı tutulan sanıklar, mahkemeden zorla atılan sanık avukatları da göz önünde bulundurulduğunda artık bu davaların sanıkları insanların gözünde “mağdur” haline dönüşmeye başladı.

Yani Nagehan Hanım’ın alışık olduğu, canının istediği kişiyi rahatça “Öcüleştirebileceği “ iklim değişmeye başladı. İşte bu yüzden artık en sevdiği konu olan Ergenekon’dan bahsedilmesini istemiyor. İkinci en sevdiği konu olan 28 Şubat mağduriyetleri de ne yazık ki artık eskisi kadar etkili değil kamu vicdanında. Çoğu liberal solcu bile 10 senedir iktidarda olan AK Parti Hükümeti döneminde mağduriyetlerin gereğinin yapıldığını, halkın geçmişin muhasebesini yaptığını ve gerekli hesaplaşmaların yapıldığını düşünüyor. Yani 28 Şubat mağduriyetleri de artık Nagehan Hanım’ın her başı sıkıştığında torbasından çıkarabileceği bir sihirli değnek değil.

Eski kozlarını tek tek kaybeden Nagehan Alçı ve onun gibi düşünenler işte bu yüzden “Özal zehirlendi”, “On dört tane gazeteci 28 Şubat sürecinde talimatla yazı yazdı” gibi suları yeniden bulanıklaştırabilecek konulara sarılmak istiyorlar. Lakin artık akl-ı selim galip geliyor ve hiç kimse bu komplo teorilerinin üzerine atlamıyor. Hatta Nagehan Alçı’nın “ablası” ve “mentoru” olan Nazlı Ilıcak bile Alçı’nın israrla Özal zehirlendi demesi karşısında “Ben böyle bir şeye asla inanmıyorum bence Özal eceliyle ölmüştür” diyebiliyor.

İşte Nagehan Hanım’ı ve arkadaşlarını son dönemde bu derece hiddetlendiren ve kontrollerini kaybetmelerine sebep olan bu konjonktör değişikliğidir. Çünkü biliyorlar ki artık istedikleri gibi at koşturdukları günler bitmiştir ve kamuoyu artık uyanmaya başlamıştır.

Ayşe Deniz

Odatv.com

 

0
Popüler Yazılar
Facebook Twitter Youtube Instagram