Burada devlet yok, PKK her derdimizi çözüyor

Size bugün bir mektup takdim ediyorum: “Sayın Cüneyt Bey; Hobisi ‘gezginlik’ olan bir kişi sıfatı ile ülkemi son 15 yılda 10 defa turladım. En büyük...

Size bugün bir mektup takdim ediyorum:

“Sayın Cüneyt Bey;

Hobisi ‘gezginlik’ olan bir kişi sıfatı ile ülkemi son 15 yılda 10 defa turladım. En büyük zevkim, boş zamanlarımda kendimi Anadolu’nun yollarına vurmaktır. Gittiğim bölgelerde yöre insanları ile kahvelerde oturup sohbet etmek, hikâyelerini dinlemek, tarihi yerleri gezmek, ülkeme olan hayranlığımı bir kat daha pekiştirir.

Lakin 28.05- 04.06.2014 tarihleri arasında yaptığım son gezideki izlenimlerim beni çok huzursuz etti. Sizin aracılığınızla gözlemlerimi kamu ile paylaşmak istedim. Gezi rotam: Diyarbakır, Mardin, Adıyaman, Van, Siirt, Bitlis, Tatvan, Van, Çaldıran ve Doğubayazıt idi.

Gezi esnasında bölge insanları ile, Özel Harekatçılarla ve trafik polisleriyle de sohbet imkanı buldum.

***

Bölge İnsanı:

Öncelikle herkes şunu bilmeli ki: Batı’da bu bölge halkı hakkında çizilen tablonun tam tersi bir görüntü var. İnsanımız burada gerçekten çok alçak gönüllü. Gençlerin en büyük derdi bölgedeki işsizlik ve toplumu kıskacına almış töreler! Sanırım, Batı’ya göç edenleri metropollerdeki yaşam kavgası değiştiriyor. Bir örnek: Türkiye’nin en lezzetli etini burada yersiniz ama Doğubayazıt’ta bir tane bile et ve süt ürünleri fabrikası yoktur. Her şey kaçakçılık üzerine kurulu. Bunun kaymağını da yine aşiretler ve PKK yiyor. Gençlerin gözlerindeki umut güneş batınca TV karşısında nefrete dönüşüyor.

***

Bölgede Genel Durum:

Burada Devlet yok!

BDP ve AKP’nin aynı parti olduğu izlenimi var. Bölge insani Tayyip Erdoğan ve Abdullah Öcalan’ı Kürt halkının kurtarıcısı olarak görüyorlar. Devletin polisi ve askeri tamamen figüran rolünde, hiç bir yaptırımları yok. Halkın güvenliği konusunda PKK’ya güven tam. Kaçırılan gençler konusunda gazetelerde yazanları okuyunca, kendimi yanlış filmde hissettim.

"PKK HER DERDİMİZİ ÇÖYÜYOR"

Görüştüğüm kişilerden aldığım bilgiler şöyle:

Bu gençlerin çoğunluğu gaspçı, hırsız, milleti huzursuz eden kişiler. PKK ise, bu bölgede güvenlik gücü görevi yaparak bunları cezalandırmak için dağa kaldırıyor. Diğerleri ise PKK bünyesinde mecburi hizmete, yani askere alınıyor.

Halk gayet memnun: ‘Sahipsiz değiliz PKK var, her derdimizi çözüyor’ diyorlar. PKK artık haraç toplamıyor. Kaçakçılık PKK’ya iyi bir gelir sağlıyor. Halk da bu kaçak malları satıyor ve parasını kazanıyor. Benzin, sigara, içki, cep telefonları laptoplar yarı fiyatına, pazarlık edilirse daha ucuza da alınabiliyor.

‘Polis bu duruma ne diyor?’, diye sorduğumda soruma verilen cevap ise: ‘Abi onlar da buradan alışveriş yapıyor, hatta sipariş veriyorlar’ oluyor.

Devletin Güvenlik Güçleri:

Barış sürecinden dolayı hiç bir şeye karışamıyorlar! Tek görevleri bölgeye gelen siyasileri korumak. Polis ve asker arasında güven sorunu var (Ergenekon etkisi).

Polis ve Özel Harekâtçılar da kendi içlerinde ideolojik olarak ayrılmış durumdalar (paralel yapı etkisi).

Özel Harekâtçı yurtsever bir polisin dedikleri ise, bölgede gidişatın yönüne işaret ediyor.

‘Ya barış süreci sonunda istediklerini alacaklar ya da bölgede yakında bir ayaklanma olacak; O gün geldiğinde de kim öle kim kala.’

Ağrı seçimlerinin etkisini Doğubayazıt’ta Kalaşnikof seslerine karışan “Biji Serok Apo” sloganlarıyla izledikten sonra bölgeyi terk ettim.”

BÖLGE PKK'YA TERK EDİLMİŞ DURUMDA

Mektup bölgeden gelen diğer gözlemlerle büyük paralellik taşıyor.

Açık ve seçik belli olan şu: Türkiye Cumhuriyeti bölgeyi PKK’ya terk etmiş durumda!

Halkın güvenliğini ve hatta geçimini (kaçakçılık) PKK temin ediyor.

Öte yanda “Özerk Kürdistan”a RTE hiçbir hukuki meşruiyet sağlamıyor/sağlayamıyor.

“Özerk Kürdistan” hukuken yok, fiilen var!

Bu durum bölgeye göreceli bir barış getiriyor. Zira PKK’nın kendi otoritesi altında olan bölgede terörist faaliyetlere girecek hali yok.

Bu garabet durumun adı da “barış süreci”!

Sürdürülebilir değil.

Kalıcı barış için TBMM’de hukuki düzenleme yapılması lazım. Bunun için de RTE (Hükümet) PKK’ya verebileceği tavizleri somutlaştırmak zorunda.

Milliyetçi oyları kaybetmekten korkan RTE ise bunu istemiyor.

“Fiili durumla yetinin” diyor.

Politikası: “Ne şiş yansın, ne kebap!”

Bu politikayı değil cumhurbaşkanlığı seçimi (Ağustos 2014), genel seçimlere (Haziran 2015) kadar sürdürmek niyetinde!

Bakalım RTE’nin “Şiş/kebap” politikasını PKK ne kadar yiyecek?

Dr. Cüneyt Ülsever/ Yurt

Odatv.com

cüneyt ülsever PKK mektup arşiv