BAŞBUĞ'UN İMAMI KİM

Emniyet Müdürü Hanefi Avcı, her kurumda bir "imam" olduğunu, cemaat mensuplarının resmi amirlerinden değil onlardan talimat aldığını yazdı; hatta...

Emniyet Müdürü Hanefi Avcı, her kurumda bir "imam" olduğunu, cemaat mensuplarının resmi amirlerinden değil onlardan talimat aldığını yazdı; hatta Emniyet’in "imamı"nı deşifre etti. Kendini Silivri’de buldu!..

Bir diğer Silivri sakini, emekli Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ hakkında hazırlanan iddianamedeki o ifade sebebiyle Avcı’yı andım. İddianameye göre: "Başbuğ, Ergenekon terör örgütü adına TSK’ya sızmış"!..

Malûm, emir-komuta mekanizmasının en kesin ve sert biçimde uygulandığı kurumdur TSK. Hal böyle olunca Orgeneral rütbesine gelmiş bir askerin emir alacağı kişi veya makamın ondan üstün olması gerekir.

Bir orgeneralin, hele de bir Genelkurmay Başkanı’nın bir yüzbaşı veya albaydan emir alması düşünülemeyeceğine göre, kim veya kimlerden emir alabilir? Ancak Başbakan’dan!.. Bir de -Türk-NATO muhabbetini düşünürsek- belki NATO Komutanı'ndan!.. Daha ötesi var mı? Bu durumda "ETÖ"nün 1 numaralı koltuğuna bilerek-bilmeyerek onlar uygun görülmüş olmuyor mu? (1 numara NATO ise ona da ETÖ değil Gladyo denir)

Ast-üst karışması ancak ne zaman olur? Eğer bu "ETÖ"de bir tarikat-cemaat yapılanması varsa!.. İşte o zaman bir çavuş veya yüzbaşı, ne bileyim, bir sayman ya da hastane müdürü bir orgenerale: "TSK’ya sız." der, o da "sızar"!..

Mantıki ve mümkün mü? O bakış açısı, bir takıntının dışa vurumu olabilir mi?

Necdet Özel direnirse...

Başbuğ’un suç delillerine de bakalım:

Basın toplantısı ve açıklamaları; hatta gazetecilere verdiği röportajlar...

Bu ne demek?

Genelkurmay Başkanı konuşamaz, Kurumuna sahip çıkamaz, Yüzlerce askerin tutuklanmasına ses çıkaramaz...

Tam da AB’nin istediği şey: TSK üç maymunu oynasın!..

Yeni Genelkurmay Başkanı Necdet Özel tehlikeyi erkenden fark ettiği için Başbakan’dan izin almadan konuşmadı... Öyle ki; yeni Anayasa ile ilgili görüşleri bile tabir-i caizse Meclis’e gizli-saklı ulaştırdı. Tüm dikkatine rağmen "ileri demokratlara" kaş çattırdı.

Milliyet Ankara Temsilcisi Fikret Bila’nın yazılı sorularına cevap verdi ya.. orada "Kürtçe eğitim"le ilgili bir soru vardı ve Özel karşı çıkıyordu.

Bir Tv programında gördüm: prens gazetecilerden biri Fikret Bila’ya: "Sen nasıl öyle bir soru sorarsın?" diye resmen fırça attı... Bir diğer prens gazeteci aynı konuda doğrudan Özel’e şunu söyledi:

"Sen kimsin ya?! Sen bir memursun, haddini bileceksin..."

Rektörler Anayasa’yı çiğneyip üniversitelerinde "Kürtçe bölümü" açıyor... Valiler Kürtçe eğitimin faziletlerini anlatıyor, alkışlıyorlar; ama Genelkurmay Başkanı,sırf farklı bir görüş bildirdiği için prenslerden azar yiyor!..

Birilerinin Özel’in bu demecini arşivlediği belli. Üstüne Uludere faciasını koyun... Yarın, öbür gün Hasdal’daki muvazzafların durumunu gündeme getirip 2012 YAŞ’ı öncesi: "Ne olacak bu iş?" diye sormaya yeltenirse al sana bir de "adil yargılamayı etkileme" suçu...

Tabii bunlar işin bahanesi. Dananın kuyruğu Suriye-İran’da kopar. Şayet TSK karşı çıkarsa Özel bile gitti mi, gider!..

Amma ilk zamanlarda: "Olanlar Suriye’nin iç işi." derken, sonraları: "Gelişmeleri dikkatle izliyoruz." noktasına geldiğini de unutmayalım.

Silivri’den kucak dolusu sevgiler,

Müyesser Yıldız

Odatv.com

ilker başbuğ fikret bila necdet özel arşiv