AKP'nin iç ve dış politika çıkmazı

Ortalama bir ülkede, iktidarın olmazsa olmazı itibar ve güvendir. Bizim ülkemizdeki iktidarın güven ayağına baktığımızda yüzümüz ekşimekte, içimiz...

Ortalama bir ülkede, iktidarın olmazsa olmazı itibar ve güvendir. Bizim ülkemizdeki iktidarın güven ayağına baktığımızda yüzümüz ekşimekte, içimiz daralmaktadır. Silivri mahkemeleri, KPSS ve ÖSS skandalları, Bülent Arınç suikasti, dört çarpı dört eğitim proğramı muktedirlere olan itimadımıza! pik yaptıran olaylardan yalnızca bir kaçı.

Devletteki güven kavramının bir de uluslararası boyutu var. Ketum devlet büyüklerimiz sayesinde ABD ile (Obama-Clinton) ilişkilerimizin güven ayarını bilemiyoruz. Ancak, komşularımız Rusya, İran, Irak, Yunanistan, Azerbaycan, Ermenistan ve Suriye ile olan ilişkilerimizin itimat düzeyi ABD politikalarına bağımlılık, yeni Osmanlı, dağınık Kıbrıs politikası, Ermeni-Azeri git gelleri ve füze kalkanı temelinde yerlerde sürünüyor.

İşin itibar boyutu ise Irak yönetiminin verdiği notalar, İran’ın açık tehditleri, Suriye iç savaşına hariçten hoplayıp tek başına ve ayazda kalmamız, Suriye hava sahasında uçağımızın düşmesi ve Suriye’de kuvveden fiile dönüşen Batı Kürdistan nedeniyle dış politikada keyif vermezken, içeride de Suriyeli mültecilerin bizim topraklara bayrak dikmesi ve güvenlik güçlerine saldırması, PKK’nın milletvekili kaçırması (siz hiç milletvekili kaçırılan bir devlet gördünüz mü?), Şemdinli’de kurtarılmış bölge denemeleri ve KCK’nın paralel devlet uygulamalarıyla deyim yerindeyse sos vermektedir.

İkibinli yılların başında kısmi felç geçiren PKK on küsur yıl sonra devlet yapılanmasını etüd etmekte, doğu ve güney doğuda halk isyanları proğramlamaktadır. İlke, üslup deyince ölçümüz, ayarımız bulunmamaktadır. Ya Habur açılımı gerçekleştirip Oslo’da görüşüyoruz, veya İdris Naim Şahin’i içişleri bakanı yapıp binlerce Kürdü tutukluyoruz. Kah BDP ile yatıp kah MHP ile uyanıyoruz. Oslo süreciyle İdris Naim Şahin bakanlığını alakaya çay demleyerek değerlendirmek ve şaşırmamak durumundayız. Çünkü bu filmin senaristi, yapımcısı, hatta başrol oyuncusu bile biz değiliz.

Ortadoğu’da kayda değer miktarda El-Kaide ve Müslüman Kardeşler karışımı içeren Özgür Suriye Ordusu’yla kanka olduk. Suriye rejimini değiştireceğiz. Suriye’de rejim değişirse bizi de Suriye’yi de Avrupa Birliği’ne alacaklar. O kadar mukaddes bi mücadele yani. Oysa, Kuzey Irak ve Kuzey Suriye’de kendi elimizle ektiğimizi kendi memleketimizin doğusunda biçmekteyiz. Artık PKK’nın çevresinde iki Kürdistan vardır ve gemi azıya almaya değer gözükmektedir. Terör artık iç güvenlik sorunu olmaktan çıkıp Türkiye, İran, Irak ve Suriye’yi kapsayan yeni Ortadoğu politikasına dönüşmüştür. (PKK, PYD, Özgür Suriye Ordusu vs).

Kuzey Irak Kürtleriyle ekonomik ve sosyal manada kurduğumuz garip ve zorlama akrabalık ilişkileri Kuzey Suriye Kürtlerine de uyar mı bilemiyoruz. PKK en son CHP milletvekili Hüseyin Aygün’ü kaçırmıştır. Artık asayiş gündemini de PKK belirlemektedir. Uygar bir Avrupa ülkesinde bu tür iç ve dış gelişmeler en azından dışişleri ve içişleri bakanlığı gibi belli makamlarda istifa ile sonuçlanabilirken ülkemizde yaprak kıpırdamamaktadır. Yandaş medya ise olaylar karşısında şaşkın ördek misali, ebelek gübelek açıklamalarla zevahiri kurtarma derdindedir. Gazete köşelerinde kimi zeki! çocuklar ise dört bir yandaki Kürtleri de alıp büyüyeceğimiz hayali kurmaktadır. Zeka olmayınca vizyon da olmamaktadır.

AKP’liler milletvekilinin kaçırılmasını CHP’nin meselesi olarak görmeye eğilimli. Demek ki her koyun kendi bacağından asılacak. Piyango CHP’ye vurmuş, AKP’ye ne? Konunun onlarla bir ilgisi yokmuş. Oysa bir milletvekili teröristler tarafından kaçırılmışsa teyakkuza geçmesi gereken ilk kurum iktidar olmalıdır. PKK tereyağından kıl çeker gibi milletvekili kaçıracak hale gelmişse fatura on yıllık AKP iktidarına çıkmalıdır. Böyle bir olayda CHP’nin de oturaklı bir tepkisi yok. Yeni CHP de gelişmeleri ağzı açık seyrediyor. CHP’li Haluk Koç Hüseyin Aygün’ün bırakılması üzerine “Aklı selim galip geldi” demiş. Hangi aklı selim? PKK mı? PKK artık çatışmasız galip gelmektedir. Aklı selime ihtiyacı da kalmamaktadır.

Hüseyin Aygün’ün kaçırılması müstakil bir devlet için onur kırıcıdır. Öte yanda terör için mecliste toplanmaya imtina eden AKP Hüseyin Çelik aracılığıyla şehit söylemine yeni bir deyim kazandırmıştır: Birkaç Mehmet. Hüseyin Bey “Birkaç Mehmet şehit oldu diye meclis toplanmaz” dedi. Ahmetler, Mehmetler, Hasanlar, Hüseyinler kurban olsun size. MHP de aynı düşüncede olmalı ki meclise gelmedi. Bu MHP sosyal demokrat değil, sosyalist değil, liberal değil. Tek barutu milliyetçilik. Mehmetleri de iplemezse mecliste ne işi var, anlamıyorum. Hiç unutmadım; İsrail yıllar önce, bir tek askeri için Lübnan’da Hizbullah liderini nokta atışıyla vurmuştu. Mehmetler elimizden giderken yeni Osmanlı’da tık yok. Terör artık devlet dilini kullanmaya başlamıştır. Tez zamanda, ABD destekli demokrasi piyesinden halkı uyandırmalıyız. Gerçek demokraside AKP iktidarını CHP veya MHP olmasa da birkaç Mehmet yıkabilir.

Dr. Hasan Vasfi Altay

Odatv.com

arşiv