ABD o komünist aileyi nasıl idam etmişti

19 Haziran 1953’te tüm dünya Amerika’da elektrikli sandalyede idam edilen Julius ve Ethel Rosenberg için ağlıyordu. İnfazın gerçekleştiği gün...

19 Haziran 1953’te tüm dünya Amerika’da elektrikli sandalyede idam edilen Julius ve Ethel Rosenberg için ağlıyordu.

İnfazın gerçekleştiği gün, infazda hazır bulunan ABD Devlet Bakanı William A. Carol şu utanmaz açıklamayı yapıyordu: “Rosenberglere suçu kabul etmeleri halinde telefona sarılacağımızı, hattın öbür ucunda bulunan Washington’a durumu bildireceğimizi, idamın durdurulacağını, cezalarının 30 yıl hapse çevrileceğini ve böylelikle de kendilerini hasretle bekleyen oğulları 6 yaşındaki Robert ile 10 yaşındaki Michael’e kavuşacaklarını söyledik…”

Peki onlar ne dedi?

Rosenberglerin cevabı değil Bakan Carol’u, tüm insanlığı delip geçen ve uzayda bir yerlerde asılı kalan cevaptı: “İyi ama suçsuzluğumuza inanan milyonlarca insan ne olacak? Onlar bizim çocuklarımız değil mi? Böyle bir şeyi onlara nasıl anlatırız?”

Baştan sona trajedi kokan Rosenbergler olayının bir başka yürek burkan yönü de, Ethel ile Julius’un idam tarihlerinin 18 haziran olarak kararlaştırılmış olmasıydı. Zavallı karı-koca o günün evlilik yıldönümü olduğunu belirterek, idamın bir gün önce veya sonraya alınmasını istemişlerdi.

Amerikan adaleti idamları bir gün sonraya aldı!

NEYDİ ROSENBERGLER OLAYI?

İkinci Dünya Savaşı sonrası ABD ile Rusya arasında “Soğuk Savaş” diye adlandırılan müthiş bir çekişme başladı. ABD dünyadaki en büyük tehlikenin komünizm olduğunu söylüyor ve bütün mücadelesini bu fikirle savaşa ayırıyordu.

Senatör McCharty ve adamlarının başlattığı cadı avı tüm Amerika’ya korku salmıştı ve bir korku imparatorluğu yaratılmıştı. Kimse ses çıkaramıyor, hakkını arayamıyor, haksızlıkları kabul ediyordu.

Komşusunu, arkadaşını, meslektaşını ihbar edenlerin sayısında olağanüstü patlamalar oluyordu. Herkes kendini kurtarmaya çalışıyor, kendi canını kurtarmak için bir başkası hakkında “gizli tanıklık” veya “yalancı tanıklık” yapmayı kabul ediyordu. McCharty’nin bürosu ihbar mektuplarından geçilmiyordu. Bir başkasını suçlayarak kendi hayatlarını garanti alma noktasında bir korku çemberine alınmıştı insanlar.

Aralarında Robert Taylor, Ronald Reagan, Ellia Kazan, Bertolt Brecht, Paul Robson, Lili Helmann, Eisel kardeşler gibi ünlülerin de bulunduğu binlerce insan McCharty’nin kurdurduğu mahkemelerde yargılanıyor, itirafa zorlanıyorlardı.

Rosenbergler olayı da işte tam bu sıralarda patlak verdi. Yahudi kökenli Ethel ve Julius Rosenberg ABD’de işçi olarak çalışan, bir işçi toplantısında da tanışıp evlenen iki zararsız insandı. Ama işçi olmaları ve sendika ile bağlantıları onların hedef olması için yeterliydi. Hedef olmaktan çıkarılıp “kurban” olmaları için ise küçük bir “casusluk” uydurması yeterli olacaktı.

Oldu da…

Julius Rosenberg 1947 yılında yürürlüğe giren “Taft Hartley Yasası” çerçevesinde, Komünist Parti’ye üye olduğu gerekçesiyle işten çıkarıldı. Karısının kardeşi David Greenglass ile tamirhane açan Julius bu işte de sıkıntılar yaşadı. 1945 yılında McCharty çetesi “düğmeye” bastı. Önce bir itirafçıdan David Greenglass’ın ismini aldılar. David Greenglass yaratılacak komplo için ideal bir suçlu adayıydı. Askerliğini atom bombası üretilen Los Alamos'ta yapmış, terhis edilirken de hatıra olsun diye çaldığı uranyum ve bazı aletlerle yakalanmıştı. O sıralarda Greengrass’ın üzerine pek gitmeyen FBI, Rosenbergler davası için hazırladığı senaryoda David’e büyük ihtiyaç duydu. Zira atom bombası üretilen tesislerde çalışan David Greenglass bazı bilgileri Julius’a pekala vermiş o da bunları SCBB’ye satmış olabilirdi. Nitekim senaryo da bunun üzerine kuruldu. Greenglass’ın karısı Ruth da Julius aleyhine tanıklık yaptı.

Her şey “cadı avcıları” için iyi başlamıştı.

Julius 17 Temmuz 1950’de tutuklandı, 11 Ağustos’ta da karısı Ethel. Her ikisi de kendilerine yöneltilen casusluk suçlamalarını kesin dille reddettiler.

Mahkeme hızlı çalıştı ve yaklaşık sekiz ay sonra, 5 Nisan 1951’de Rosenberg çifti ölüm cezasına çarptırıldı. Karar tüm dünyada tepkiyle karşılandı. Zira elde somut bir delil yoktu. Bütün suçlamalar gizli tanıklar ve sahte belgeler üzerinden yürütülüyordu.

Tepkilerin şiddetlenmesi karşısında McCharty ekibi Rosenberglerle pazarlık yolunu seçti. Sovyet ajanı olduklarını kabul etmeleri halinde idam edilmeyeceklerini belirtti, ama Rosenbergler bu teklifi reddetti.

Çaresiz kalan savcılar, karı-kocayı birbirinin aleyhinde ifade vermeye zorladılar. Ethel’e kocasının kendisine ihanet ettiğini, Julius’a da Ethel’in kendisini ele verdiğini söylediler, ama ikisi de bu yalanları burunlarının ucuyla itelediler.

Son olarak savcı Ethel Rosenberg’in hücresine girerek itiraf etmesi halinde kendisinin affedileceğini, kocasının suçlu olduğunun kesinleştiğini söyledi.

Ethel Rosenberg o zaman tarihe geçen şu sözleri savcının yüzüne haykırdı: “Ey yollarını şaşırmış yiyiciler, ey satılmış insanlar, ey bu güzel dünyamızı kirleten iğrenç mahlukatlar! Yanıt mı istiyorsunuz? İşte size yanıtım: Sizin lanetlenmiş bağışlamanıza boyun eğip yaşamaktansa, suçlu bulduğunuz kocamla birlikte ölmeyi tercih ederim.”

19 Haziran 1953 yılında Edison’un icadı elektrikli sandalyede idam edildiler. Kendilerine yöneltilen suçlamanın asılsızlığını, bu suçlamaların aslında ABD’deki işçi sınıfı yanlılarına yöneltilen bir baskının sonucu olduğunu, kendileri hakkında hiçbir kanıt olmadığı halde, suçlamaların hepsini çürüttükleri halde idam edilmelerini dünya hiç bağışlamadı.

ABD hükümeti de bu yükün altından ancak yıllar sonra, düzmece bir raporla, Julius’un casusluk olayına karıştığını ama Ethel’in “gerçekten” suçsuz yere idam edildiğini el altından açıkladı.

Kimse de yutmadı.

Tarih Rosenbergleri hiç unutmadı, ama karşı devrimci ve korku imparatorluklarının harç doldurucuları onların hikayesini insanlardan uzak tutmaya çalıştı. “Ama yani, aslında onlar da suçluymuş galiba” kuşkusu yaratıldı. “Sütten çıkmış akkaşık” olmadıkları söylendi. Yine de Ethel Rosenberg’in idam edilmeden önce çocuklarına yazdığı şiiri yok edemediler.

Bir fırsatını bulursanız şiiri bulun ve okuyun.

O zaman anlayacaksınız suçsuz yere hapishanelerde sahte deliller, gizli tanıklarla tutsak edilen insanların çektikleri acı kadar yakınlarının, çocuklarının da çektiği acıların şiddetini. O zaman daha iyi anlayacaksınız unutturulmaya çalışılan Dreyfus davasının, Rosenbergler yargılamasının nedenlerini. O zaman anlayacaksınız bir “devletin” öldürmeye kurgulandığı zaman hukuku nasıl kendi lehine kullandığını, yargının nasıl siyasileştiğini, yasaların nasıl esnetildiğini, korkunun nasıl egemen kılındığını…

Okuyun…

Anlayacaksınız…

Mümtaz İdil

Odatv.com

ABD arşiv