Şecaat arz ederken, Erbaş gerçeği söyledi

01 Ekim Cumartesi 2022 12:49

Gazeteci yazar Ertuğrul Özkök’ün “Tansu’ya mektuplar” yazı serisi devam ediyor: “Sayın Başkan, Dindar nesle sen ulaşamadın da ‘Thor’ nasıl ulaştı?”

Ertuğrul Özkök

“Tanrı’ya inanır mısınız?”

Hepimiz hayatımız da en azından bir iki defa bu soruyla karşılaşmış, veya başkasına sormuşuzdur.

Benim cevabım hep şu oldu:

“Yaradan’a inanırım…”

Ama bana göre bugüne kadar bu soruya bugüne kadar en ilginç cevabı “Homo Deus” adlı kitabı bütün dünyada ve Türkiye’de milyonlarca satan Yuval Noah Harari verdi.

Hindistan’da 2018’de yapılan ‘India Today Conclave’ toplantısında soruyorlar “Tanrı’yı inanır mısın?”

Bugüne kadar buna verilen 3 cevabı biliyoruz: “Evet” veya “Hayır…”

Veya:

“Tanrı’ya inanırım ama dinlere inanmam…”

TANRI’YA İNANIR MISIN SORUSUNA 4’ÜNCÜ CEVAP

Hariri dördüncü bir cevabı buldu:

“Hangi Tanrı’ya”

Soruyu soran “Nasıl yani” diyor.

Hariri “Çünkü iki Tanrı var” deyip şöyle devam ediyor:

“Biri gizemli Tanrı. Onun hakkında hiçbir şey bilmiyoruz. İnsanlara sevgiyi aşılayan, birbirinizi öldürmeyin diyen, çalmayın diyen, kibirli olmayın diyen, adil olun” diyen bir Tanrı. İşte o Tanrı ile hiçbir meselem yok…”

AMA BİR İKİNCİ TANRI VAR Kİ İŞTE ‘ONUNLA’

Ve devam ediyor:

“Ama ikinci bir Tanrı var ki onun hakkında her şeyi biliyoruz.   Bizlere, cinsellik hakkında, kadınların nasıl giyinmesi gerektiği hakkında talimatlar veren; Şöyle giyinin, kadınlar başını örtsün, Günde haftada şu kadar camiye, kiliseye, sinagoga gidin, şunu iç, şunu içme, şunu ye, şunu yeme” diye buyruklar veren, belli bir ahlak aşılamaya çalışan Tanrı. İşte onunla meselem var…”

Bir mümin için kabul edilmesi çok güç sözler bunlar.

Hele hele mesleği “Devletin inancı meselelerini yönetmek” olan biri için imkansız diyebilirsiniz.

HAFIZLIK İCAZET TÖRENİNDE TARİHİ BİR İTİRAF: ‘DİNDAR NESİLE ULAŞAMIYORUZ’

Dün Hariri’nin bu eski konuşmasını yeniden düşündüm. Nedeni de Diyanet İşleri Başkanı Prof. Ali Erbaş’ın Karaman'da hafızlık icazet töreninde yaptığı konuşma oldu.

Erbaş, yaptığı konuşmada, ilk defa çok açık bir itirafta bulunuyor.   “Gençlere ulaşamıyoruz” diyor ve adeta yalvarırcasına şunları söylüyor: 

 "Kardeşlerim ne olursunuz, gençlerimize bunu böyle anlatalım. Çocuklarımıza böyle anlatalım. Onları namazsız, ibadetsiz bir Müslüman olarak yaşamaktan kurtaralım. En önemli vazifelerimizden biri budur. Topluyoruz, çarpıyoruz ulaştığımız sayı bir milyonu, bir buçuk milyonu geçmiyor. Cuma namazlarında hutbe verme imkanı buluyoruz. 8,5 milyon üniversite öğrencimiz var. Bu gerçekleri kardeşlerimize kim anlatacak? Sizler hep birlikte hocalarımız, öğretmenlerimiz, vaizlerimiz, anne babalar bu doğruları hep birlikte anlatacağız…" 

İKİ AY İÇİNDE 5 SİNYAL: DİNDAR VE KİNDAR NESİL PROJESİNİN  BİR AYAĞI ÇÖKTÜ 

Bu sözler, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Dindar ve kindar nesil yetiştirme idealinin” resmen başarısızlığa uğradığının, hatta çöktüğünün en yetkili ve resmi ağızdan itirafı değil mi.

Aslında bu itirafın ilk sinyali, Temel Karamollaoğlu’nun torunlarının neden kendi iradeleriyle İmam Hatip lisesinden ayrıldığını söylemeleri ile geldi. 

Sonra bu yıl imam ortaokullarından YLS sınavına giren öğrencilerin yüzde 47’sinin imam hatip liseleri dışındaki okulları tercih ettiğini açıklanması ile devam etti.

Üçüncü sinyal geçen hafta İmama Hatip Okulları Mezunları Derneği ÖNDER’in bizzat açıkladığı rakamla geldi.

İmam Hatip liselerine giden öğrenci oranı, toplam öğrenci içinde 1996 yılındaki Refahyol Hükümetini döneminin bile altına düşmüştü.

Ardından Cüppeli Ahmet Hoca açık açık “Camiye giden insan oranı yüzde 10’un altına indi” dedi.

İki ay içinde çok ciddi 5 sinyal yani…

SAYIN BAŞKAN SADECE GENÇLERİN TELEFONU ULAŞILAMIYOR VERMİYOR

Yani Diyanet sadece gençlere ulaşmakta zorluk çekmiyor.

Diyanet artık, nüfusunun yüzde 99’u Müslüman olan Türkiye vatandaşlarının çok büyük çoğunluğuna da ulaşamıyor. 

Peki neden böyle oldu?

İnanç niye, Cumhuriyet’in en uzun süreli ve en muhafazakar iktidarı döneminde böylesine geriledi?

Diyanet neden çocuklara ulaşamıyor?

BABA BU KİTABI NİYE ALDIN KEŞKE BANA SORSAYDIN

Yakın bir arkadaşım, geçenlerde Beyoğlu’ndaki kitapçılardan birinde “Norske God”, yani Kuzey Tanrıları üzerine İngilizce bir kitap bulmuş ve almış.

Bu yıl liseyi bitiren oğlu kitabı masanın üzerinde görünce “Bu kitabı niye aldın” diye sormuş.

O da “Son zamanlarda popüler kültürde Kuzey Tanrıları ile ilgili filmler çok fazla arttı.  Onu öğrenmek için aldım” demiş.

Oğlunun tepkisi şu olmuş:

“Baba niye aldın, bana söyleseydin sana daha iyisini anlatırdım…”

SAYIN BAŞKAN SİZİN ULAŞAMADIĞINIZ GENÇLERE THOR NASIL ULAŞIYOR

Sayın Başkan Erbaş, belki siz farkında değilsiniz ama, bugün bütün dünya gençleri arasında “Kuzey Tanrıları mitolojisi” inanılmaz bir hızla yayılıyor.

Çocukların kıblesi Mekke’den ve Kudüs’ten Kuzey Batı’ya kaymış durumda.

Çünkü bugün gençlerinin en büyük gözdesi olan Marvel ve DC Comics filmlerinin ana teması Kuzey Tanrıları ve Yunan mitolojisinin tanrıları oldu.

Hiç kendi kendinize sordunuz mu, “Benim ulaşamadığım Müslüman gence, Kuzey Tanrısı Thor nasıl kolayca  ulaşabiliyor?

Mesela Avenger: Endgame filmi üzerine hiç düşündünüz mü?

Yeryüzünde ve Türkiye’de her inançtan yüz milyonlarca gencin 2.7 milyar dolar ödeyerek sinema salonlarında seyrettiği filmdeki süper güçlere sahip iyi tanrıların galaksiyi korumak için Ölüm Tanrısı Thanatos’a karşı verdiği savaşı izlediniz mi?

THOR’UN AĞIR ÇEKİCİ NASIL KUTSAL EMANETE DÖNÜŞÜYOR

Sahabe inancıyla büyüyen çocuklar nasıl bir Kuzey Tanrısının mücahidi haline gelebiliyor öyleyse…

Yıldırımlar Tanrısı Thor’un ağır çekici, nasıl oluyor da bu çocukların gözünde bir kutsal emanete dönüşüyor?  

Marvel evreni Tanrılarını ve süper güç sahibi insanlarını anlatan filmleri yapan Disney şirketinin yayın platformu Disney Plus’un kısa sürede abone sayısı bakımından niye Netflix’i bile geçtiğinden hiç kimse size söz etti mi?

SAYIN BAŞKAN ZOR GELEBİLİR AMA KİMSE SÖYLEMEDİYSE BEN SÖYLEYEYİM

Gençler niye Kuzey Tanrılarına ve Yunan mitolojisinin tanrılarına yöneliyor biliyor musunuz?

Önce şunu belirteyim. İçiniz şu bakımdan rahat olsun. Bu sadece İslam’a ait bir durum değil.

Üç büyük tek tanrılı dinin üçünde de artık açıkça görülen bir gelişme bu.

Ben teolog değil, pop sosyoloğum. Size kendi yorumumu yazayım. 

3 TEK TANRILI DİN ALLAH’I, RAB’BI VE TANRI’YI UNUTTU MU

Sayın Başkan çünkü 3 Tek tanrılı din peygamberlere takılıp kaldı. Maalesef “Allah’ı”, “Tanrı’yı” “Rab’bı” unuttu.

Her üç dinde de Tanrı değil, onun mesajını getiren öne çıktı...

Bundan 50 yıl önce ünlü iletişim bilimcisi McLuhan’ın dediği gibi, “Medium is the message” oldu.

‘Mesih, yani Mehdi, mesajın kendisidir” inancı tek başına kaldı.

Oysa şimdi bugünün çocukları mesajın asıl kaynağına gidiyorlar.

Yani Allah’a, yani Rab’ba, yani Tanrı’ya…onlar “Sizin anlattığınız” Allah’ı ve mesajı ile yetinmiyor… Allah’ın, Tanrı’nın, Rab’bın kendisini bulup onunla baş başa kalmak istiyor.

HİÇ ŞÜPHESİZ BİR MÜMİN İÇİN KABUL EDİLMESİ ZOR, HATTA İMKANSIZ

Tabii ki bu anlayış bir mümin için kabulü zor bir şey. Hatta imkansız. Bunu “Dinin inkarı” olarak bile görüyorlar.

Ama dünyayı sorgulayan bir genç için hiç de öyle zor değil.

Tam aksine çok mantıklı.

Çünkü bu iki Tanrıdan birincisi “Yaratan…”

Yani yaratanın kendisi.

Öteki ise Mesih’in, yani Peygamberin getirdiği mesaj…

Genç çocuklar her inancın Ali Erbaş’larına diyor ki:

“Hele siz bir çekilin aradan. Biz Tanrı ile baş başa kalalım... Sonra gelin konuşalım…”

Yani bugün ulaşılmak olan telefonların açılmamasını nedeni biraz da bu.

Sizi “Engellemişler…”

ÖZEL GÜÇLERİ VAR, ONLARI YAKSANIZ DA ÖLDÜREMEZSİNİZ

Dedim ya onlar artık Thor’u keşfettiler. 

Onlar da tıpkı Aleyna Tilki gibi düşünüyor.

Özel güçleri var. 

Ve biliyorlar ki, “Kötülük Tanrıları” da var. 

Ve her biri bir Avenger olup, özel güçleri ile o Kötülük Tanrılarını yenmek istiyorlar.

Böylelikle dünyayı kurtaracaklarına inanıyorlar.

Siz inanmasanız da gerçek bu.

DİYANET’E ÇOK NAÇİZANE ÖNERİM

O yüzden size naçizane önerim şu.

Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde hiç vakit kaybetmeden bir “Norske God” ve Mitolojiler bölümü kurunuz. 

Uzmanlarınız hemen Disney Plus’a abone olup, Marvel filmlerini izlemeye başlasın.

Belki o zaman bugün ulaşamadığınız çocuklar, engellemeyi kaldırır ve ulaşabilirsiniz.

Ama bunun için sizin de o gençlerin numaralarına koyduğunuz engellemeyi kaldırmanız lazım.

KAPAKTAKİ SÖZÜN ANLAMI

Deyim olarak dilimize yerleşen "Şecaat arz ederken merd-i kıbtî sirkatin söyler" sözü Koca Ragıp Paşa'ya ait bir beyitte yer alıyor.

Cümle "Kıpti mertliğini anlatırken hırsızlığını söyler" şeklinde çevrilebilir. Yani olumsuz hasletleri olan kişinin kendi açısından övünülecek özelliği de aslında toplum tarafından doğru bulunmayan olumsuzluklardır.

Örneğin bir hırsızın en övündüğü ve kendini başarılı olarak gördüğü işinin hırsızlık olması durumunda "Şecaat arz ederken merd-i kıbtî sirkatin söyler" sözü kullanılır.

Kıpti, Mısır'ın yerel halkıdır. Ancak beyitte pejoratif anlamda kullanılmıştır.

Sirkat ise Osmanlı dönemi Türkçesinde "hırsızlık" olarak kullanılan kelimedir. Beyitte de aynı anlamda kullanılmıştır.

Şecaat ise aynı şekilde Osmanlı dönemi Türkçesinde yiğitlik ve mertlik anlamındadır.

Odatv.com

0
İletişim
Haber Merkezi: 0212 741 52 00
Mobil Uygulamalar
app
play
Reklam
Reklam: 0212 741 57 00
© 2022, Oda TV. Tüm haklar saklıdır.
×
ODATV
ANA SAYFA YAZARLAR VİDEO FOTO GALERİ ARŞİV KATEGORİLER
Önceki Analiz Siyaset Güncel Ekonomi Medya Spor Magazin Kültür Sanat Canlı Anlatım
app
ply
bck